17 Mayıs 2016 Salı, 00:19
Bunyamin Aydemir
Bunyamin Aydemir bunyaminaydemir@kardelenhaber.com Tüm Yazılar

Erzurum’un “Hal Dili”

“Bir kent kendine özlem duyuyorsa, orası artık bitmiş demektir”. Erzurum’un halini bu ifade etrafında değerlendirmeye ne dersiniz?

Var mı böyle bir özlem?

Calvino’nun “Kent, düşünmen gereken her şeyi söyler, kendi sözlerini tekrarlatır sana”sözünü de bir düşünelim bu arada.

İsimler, resimler… Yaşanılan muhitleri kalıcı kılan, dünü bugüne taşıyan en belirgin mefhumlar. Bu yüzden de, bir ketin kültür kodlarını başta kendi ismi olmak kaydıyla, üzerindeki mekan isimlerinden okumak mümkündür.

Tarihi süreç içerisinde kentlerin mekanlarına, mukimlerine verilen isimleri tahlil ettiğinizde oraların tabii karakterine de ulaşmış olursunuz!

Mahalleler, camiler, mescitler, köprüler, hanlar, hamamlar, sokaklar, caddeler.. Buralara verilen adlarla kentlerin tarihini okuyorsunuz.

Buna çarpıcı bir örnek verelim isterseniz.

“Sultan Murat Köprüsü”.

Erzurum Havaalanı yolundan ova köylerine saptığınızda karşınıza çıkan köprünün adıdır. Kaynağına indiğinizde, tarihi bir gerçekle karşılaşıyorsunuz.

İstersiniz, menkıbesiyle aktaralım.

Derler ki; Sultan Murat (4.) Revan ve Tebriz seferleri dönüşü Erzurum’a gelir. O zaman diliminde kış öylesine şiddetli geçmiş ki, 7 sene kar yerden kalkmamış. Erzurum’da bir keşiş misafir etmiş kendisini.

Şaşkınlığını gizleyemeyen Sultan “bu şartlara rağmen nasıl kalabildin, nasıl geçinebildin buralarda?” diye sorunca, “servetim sayesinde padişahım” demiş…

Oradan ayrılan sultan, düz ovanın uzak bir yerinde duman tüttüğü görür ve “umudum var ki burada yaşayan insanlar ola” deyip, dumanın tüttüğü yere doğru ilerler.

Varınca görür ki, bir medresede birkaç arkadaş oturmuş sohbet ediyorlar.

Sultan, Keşiş’e sorduğu soruyu burada da yineler. Aldığı cevap, “Allah’ın yardımıyla”dır.

Cevabın sahibi ismini köye veren “Umudum Baba”dır.

Köprüyü yaptırtan da Sultan Murat!

Ne dersiniz, işte size yer adlarından tarihi bir gerçekliğe ulaşma ve kentin geçmişine çentik atma.

 

***

Kentlerin “hal dili” budur işte. Mekanların, makamların adı.

Bu noktada ne kadar dikkatliyiz ve ne nispette bu gerçeğe göre hareket ediyoruz?

Yazık ki karnemiz kırıklarla dolu.

Son örnek, havuz başındaki “Halk Eğitim Merkez Binası”. Şimdilerde yerinde yeller esen!

Cumhuriyetimizin ilk yapılarındandı. Tarihi kodları bilmeyen, kente mensubiyeti yüzeysel boyutta dahi algılayamayan yöneticiler tarafından hoyratça yok edildi.

Son yılların devşirme kavramı “kent meydanı” hülyası yüzünden, çok daha berbatı bir ilçe belediyesi’ne nispet olsun diye!

Yazık, yazık!

KARDELEN TV