Karaciğer yağlanmasının en büyük sebebi kilo alımı

11 Ocak 2018 Perşembe, 06:51

Karaciğer yağlanmasının en büyük sebebinin kilo alımı olduğunu ifade eden Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Esin Ünlü, her geçen gün Türkiye’deki insanların da bu sıkıntıyla karşı karşıya kaldığını söyledi.

Amerika ve bazı batı toplumlarında kilolu insanların oranı yüzde 35 ve 40’lara ulaştığını ifade eden uzmanlar, kilo artışı oldukça vücudun her yerinde olduğu gibi karaciğerde de yağlanmanın meydana geldiğini söyledi. Yağın birikmesiyle vücudun belli yerleri kalınlaştığı gibi karaciğerin de büyümekte olduğunu belirten VM Medical Park Bursa Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Esin Ünlü, “Yağlı karaciğer sıkıntısı şuanda toplumumuzda artış gösteren bir durum. Karaciğerde de normalde bir miktar yağdan fazla bulunması sıkıntının olduğunu ortaya koymaktadır. Bunun teşhisi de genellikle ultrasonla veya karaciğerden parça alıp incelemekle konulmaktadır. Karaciğer yağlanmasında karaciğerin büyüklüğü normalin üzerine çıkar ve ultrason görünümü değişir. Her karaciğer yağlanmasından korkmuyoruz. Bunun da kendi içinde dereceleri var. 1’inci derece yağlanma genellikle diyetle düzelebilir ve çok önemli kabul edilmez. Fakat 2’nci ve onun üzerindeki derecelerde yağlanmalar karaciğerin enzimleri yükseldiğini göstermektedir. Bu enzimlerde yükseklik varsa başka sebepler de olabilir mi diye hastalığın öyküsünü, muayenesini ve kliniğini bütün olarak değerlendiriyoruz. ’Türkiye’de sık olduğu için enzimler yüksekse özellikle Hepatit B ve C var mı?’ diye araştırıyoruz. Bir de karaciğerin vücudun yaptığı bazı hastalıklara otoinmül hepatit diyoruz. Bunların hepsi negatifse direk bu enzim yüksekliğini yağlanmaya bağlıyoruz” dedi.

Kilonun en önemli sebeplerinden biri kilo artımıyla birlikte ortaya çıkan şeker hastalığı olduğunu ifade eden Ünlü, “Özellikle Tip 2 dediğimiz insüline bağımlı olmayan, insülin direnci sonucu ortaya çıkan diyabet, şeker hastalığı formunda yağlı karaciğere çok rastlanmaktadır. Günümüzde karaciğer yağlanması da metabolik sendromun bir parçası gibi olmuştur. Metabolik sendromda kilo, tansiyon, kalp hastalığı, kanda yağ yüksekliği eşlik edebilmektedir. Bununla birlikte de karaciğer yağlanması olması beklenmektedir. Onun için yağlı karaciğer düşündüğümüz hastalarda önceden konulmuş diyabet tanısı yoksa biz özellikle şeker hastalığı var mı? diye araştırıyoruz. Tam şeker hastalığı olmadan insülin direnci de olabilmektedir” diye konuştu.

Şekeri belli bir düzeyde tutabilmek için pankreas daha fazla insülin salgılamak durumunda kaldığını belirten Ünlü, “Bu şeker hastalığının çok öncesi bir durumdur. Böyle bir şey saptanırsa, hem diyet hem tedavi, hem de önlem almak mümkündür. Yani şeker hastalığı safhasına geçmeden hastayı kontrol edebiliriz. Yine tiroid hastalıklarında eğer tiroid az çalışıyorsa, sıklıkla yağlı karaciğer görülmektedir. Yine hiperlipidemilerde yani kan yağlarında yükseklik olduğunda karaciğer yağlanmasına rastlanmaktadır. Bunun dışında pek çok sebep vardır. Ama klinikte gördüklerimizin yüzde 99’u çabuk kilo artımı, şeker hastalığı, tiroidin az çalışması ya da kan yağlarının yüksekliğine bağlıdır. Diğer önemli bir durum da alkol alınmasıdır. Alkolde karaciğerde yaptığı ilk hasar yağlanma şeklinde meydana gelir ve bu alkol alımı devam ettiği müddetçe siroza kadar ilerlemektedir. Alkol alımı aynı şekilde kandaki yağları da yükselttiği için özellikle trigliseriti yine karaciğer yağlanmasına katkıda bulunmaktadır. Alkol yine aynı zamanda pankreası da harap edebilmektedir ve bu şekilde şeker hastalığında bir kolaylaştırma yolu vardır. Her durumda kendisi dire ve yaptığı komplikasyonlar sebebiyle karaciğerde yağlanmaya sebep olabilmektedir” şeklinde konuştu.

Karaciğerin yağlanmasıyla karaciğerdeki hücrelerin zedelendiğine ve öldüğüne dikkat çeken Ünlü, “Hatta zamanla bu hücrelerin yerine nedbe dokuları karaciğerin normal yapısını bozup, nodül dediğimiz ufak ufak bölgelere ya da daha büyük bölgelere sebep oluyor. Bu nedenle artık Hepatit B ve C sıklığı da azaldığı için toplumda karaciğer sirozunun önemli bir sebebi artık yağlanma olarak karşımıza çıkmaktadır. Bizim amacımız ilk dönemlerde bunu tespit edip, hastayı uyarmak ve gerekli tedavileri yapmaktır. Bu tedavilerin başında diyet gelmektedir. Fazla kilolu bir insanda kan yağları yüksekse ona göre ilaçlar kullanılmaktadır. Egzersiz ve diyetle normal kilosuna inerse, yağlanma da bir süre sonra gerilemektedir. İnsülin direnci ya da diyabeti varsa ona göre ilaçlar veriyoruz. Dirençte kullandığımız ilaçlarda hem direnci yeniyoruz hem de yağlanmayı azaltabiliyoruz” dedi.

(Abdullah Çibir/İHA)

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KARDELEN TV